| sözler |
|
|
| Yazar baris | |
| Cumartesi, 17 Mayıs 2008 | |
|
Yıldızları sevmiyor bu şehir. Her köşeye ışık konmuş inadına. Sevgiden de hoşlanmıyor. Hayat da hep şehirden yana…
Adını anmak ne güzel. Kutsal bir emaneti taşımak gibi. Ya ölesiye sevmek ya da ölümü sevmek uğrunda…
Sokaklar ne kadar sessiz bu saatlerde. Karanlığa mahkûm tüm kaldırımlar. Rahat uyu sevgilim. Rüzgârı aldım elime, geceyi süpürüyorum kaldırımlardan…
Dudaklarımdaki suskunluk gözlerimde çığlıktır benim. Ve sen kulakların çınlarcasına seyredersin gözlerimi…
Gidişine endeksliydi suskunluğum. Terk edişin asilce olsaydı eğer dağları yıkardı bu aşktaki haykırışım…
Düşen yaprakların peşinden koşuyorum. Sevgiye dair harfler taşıyor diye. Hepsini toplamaya
çalışıyorum. Seni seviyorum yazabileyim diye…
İki dudak sadece gülüşlerde sevinirler ayrıldıklarına…
Başıbozuk sevda mezarlığı. bir bitimsiz yol hazırlığı. soluyorum yavaş yavaş. çantamda sevda kızgınlığı…
Geride kalan bir öykünün yazarıdır. Gidene haykırılan feryatlar bu öykünün içinde bulunur. Gidense zaten öyküdür ve bu öyküde aşk önsözdür…
Şimdi güz yaprakları, şimdi hüzün yağmurları bahçemde. Mevsim artık hazan ve tüm kalpler oyunbozan…
Bir yalan söyle hayata. İçinde umutların olsun. Ya da bir umudundan bahset. Yalan benliğini bulsun. Bir yalan diyorum. Yatsıda gerçek olsun…
Ne denir ki. Bir kalp taşırsın. İçinde benzetmelerin vardır. Kalp atışlarında ya da çarpıntılarında, çarpışmalardan, çakışmalardan korkarsın. Kocaman bir paranoyan vardır. İşte bu o derler. Korktuğu hep başına gelen adam. Ve artık besmele gibidir. “Biliyordum!”
Yoğun sevmelerin en ayaz gecesi bu. Sabahı günaydınlarla süslü. Benim günaydınlarım, sana günaydınlarım. Günaydın en büyük yangınım…
Sende uzaklarım var. Hasretine düştüğüm. Sende sevdalarım var. efsaneye dönüştüğüm. Sende bir acım var. gecelerce üzüldüğüm. Bir canım var sende. Gittiğinde öldüğüm…
Bugün bir yürekten düştüm. Acılar enkazdı ben altında kaldım. Doğruldum hemen ve kalp kırıklarımı alçıya aldım…
Edebiyat bildiğimden değil şiirselliğim. Katlettiğiniz sevdaların kanları da geceme dökülüyor kelimelerimle birlikte… hepsi bu…
Benim şiirlerim sevda değil ki. benim şiirlerim hayatın arka bahçesi. ya da o bahçeye umut eken kısa saçlı küçük çocuğun düşü…
depresif pesimistin günlüğünden notlar ve hazin bir hayat romanından anekdotlar…
yılları kaplumbağa sırtından indirdim. Her acımı kendim dindirdim. Gece karşılarken yeni günü. Sabahı gözlerimle yeşillendirdim…
ihtimallerin bittiği nokta. Yeni bir şey bekliyor ufukta. Ya beklersin ya koşarsın. Beklemek de caiz merak da…
rüyamda piyanisttim. Her tuş derdim olmuş. Birer birer dokundum tuşlara. Anladım ki en hayat en hüzünlü bestem olmuş…
Rüyamda bir savaş gördüm. Bütün kalpler şehitti. Bütün gözler şahitti. Ortalık aşk revan içindeydi…
hey aşk. sen nelere katilsin…
hayatımızdaki tüm gelişmeler yarını yakalamak kaygısıdır… fakat bir sonraki günü asla tanımıyorsunuzdur... hatta tanışmadan dün oluverir bugün...
bu hayat bana sadece 3 tane nokta hakkı tanımış. onu da ölürken son cümlemin sonunda kullanacağım...
Son bir şiir yazacağım, gecelere miras kalsın. Kafiye kullanmayacağım, kargaşamı anlatsın. Bir şiir, adı bende saklı kalsın...
sular durulmuyor ki ömrümde. var olan isyanım dingin denizlere özlemdir bugün.
gideceksen yağmurda git
Beni kelimelere dost eden kadın Son nefesimin hırıltısıdır adın
Geldiği yere giderken bedenim
Gül rengidir dudağımdaki tadın
aynı gözlerle baktığımızda,
belki şiirim olacaksın.
şiirimin her dizesinde kendini bulacaksın.
bir umuda vuracağım üç noktamı.
sen son noktam olacaksın...
Maziye öyle anlar yükledim ki
derin izler taşır yalnızlığım
hüznüm gecenin mübareği…
ilkbaharda doğdum... sonbaharla aldatıyorum ömrümü...
çocukluğumuzda hayatımızın en önemli tesellisi biten bir oyunun ardından diğerinin başlama garantisiydi. büyüdük... oynadığımız oyunlarla birlikte... devam etti oyunlar cezaları artarak. en büyük risk ebe kalmaktı hayat boyu. defalarca sobelendik defalarca yandık. bu aralar saklambaç oynuyorum deli gibi. hep yuman benim. bakmadığım yer kalmadı. çıksana artık... çık ne olur... kurtsun!!!
veda ile seviştim geçen gece
pusuya yatmış tüm şehir. açığımı bekliyor...
şimdi kaybolan yılların hesabını sormaktayım
bitimsiz ve biçimsiz bir ömre son şeklini vermekteyim santim santim işledikçe anladım ki sona ermekteyim...
Bir bıraksam düşer yüreğim acıların tam ortasına. Ama parmaklarımın arasından sızıyor ömrüm, kaderimin yazgısına...
sen konuş dilsizliğimde...
herkes bir alem şu alemde
sen sor soruları
anlamsız bir sessizlik...
hep kısa aşklar yaşadım
güneş vedasına batardı
her sabah yeniden sevdim
mumu yatsıya kadardı
aşk; sevgiliye söyledikleriniz değil, söylemeye kelimelerin yetmediğini düşündüklerinizin bütünüdür...
ben bir yalanım, bir bebeğin dudağındaki
acı çekmeye gönüllü olmak, hüzünle oynaşmak benim anladığım yaşam sanatı. tuval önümde, fırça elimde. bir buruk aşk şarkısı geceden beri dilimde...
ben güneşe küstüğümde mevsim sonbahardı
kapadım gözlerimi açtığımda yok ol !
şimdi gece... güneşle kaybol !
ben yürek isterim ürkek olmayan
yoksa cesaretin bugünü bekleme dün defol !
Bir sigara daha neyi değiştirir ki... Yürek sisinin renginden başka. Dil ve yürek farklı konuşurken, yeryüzünde asla yer yok aşka...
geçmişe dair notlardan ibaret şiirlerim
bir sigara kadar zararın olsa da bana...
anladım ağaçlar neden yeşil
belki seni konu ediyorum geceye
seni bırakmak düşüncesi bile bir gün
siyah yakışıyor bana
geveze gecelerde avaz avaz suskunluğumu öldürürken tek bir yemin ettim şiirlerime... kafiyeleriniz kifayetsiz kalmayacak...
Herkes farklı yorumlasa da, aşk herkes için aynıdır. Tıpkı her yağan yağmurda farklı renkte açan çiçekler gibi...
ya yitik bir gecenin sözlüğü,
ya ulaşılmamış sevdanın günlüğü...
sabah ayazında yazılır son mısra...
imza İstanbul sürtüğü...
martıların neden göç etmediklerini biliyorsan eğer bir daha bana neden beni seviyorsun diye sorma. Bil ki, gözlerinden başka göçecek ülkem yok…
seni sevdiğim gün doğan bebekler bugün terk etmeyi öğrendi…
serin bir yağmur sonrası camdaki buğudur hüzün. güneşle kaybolur. bir sonraki yağmura kadar. ya da bir sonraki hüzne…
sustuğumda geceydi. karanlıkta yankılandı sessizliğim. gece uzundu, ben dilsizdim. sabahı bekledim seni konuşabilmek için... olmadı...
kimi zaman ağaçlara kimi zaman yüreklere kazınır. her yalan için bir mezar kazılır. virane de olsa, efsane de olsa her aşkın şiiri yirmi dokuz harfle yazılır...
|
|
| Son Güncelleme ( Salı, 20 Mayıs 2008 ) |
sözler 
