| başkalaşan mevsimler |
|
|
| Yazar baris | |
| Cuma, 02 Mayıs 2008 | |
|
Başkalaşan mevsimlerin sonbaharındayım. Yüreğimdeki haykırış dağlardan sekip yine yüreğime çarpar. Bu amansız senkron öyle bir hal alır ki karşımda bir de hasret dağları oluşur. Belki de hasret sıradağları. Öyle bir kalabalık yalnızlıktayım ki burada. Aslında herkes yanımda. Kimsesizliğim, çaresizliğim, her şeysizliğim ve hiçbir şeysizliğim. Gün geliyor hep bir ağızdan konuşup başımı ağrıtıyorlar. Gün oluyor hepsi susuyor ve yalnızlığımla baş başa kalıyoruz dağların ortasında. Ağrı kalbime iniyor bu kez de. Orada büyüyor. Ağrı Dağı’na nispet yaparcasına. “Hangimiz daha çok ağrı saklıyor?” dercesine yükseliyor. Biliyorum ki benim dağlarım daha sarp ve daha yüce. Ama daha yeşil. Kaldı ki benim dağlarıma sağanak halinde hasret yağıyor.
Başkalaşan mevsimlerin sonbaharındayım. Yüreğimdeki haykırış dağlardan sekip yine yüreğime çarpar. Bu amansız senkron öyle bir hal alır ki karşımda bir de hasret dağları oluşur. Belki de hasret sıradağları. Öyle bir kalabalık yalnızlıktayım ki burada. Aslında herkes yanımda. Kimsesizliğim, çaresizliğim, her şeysizliğim ve hiçbir şeysizliğim. Gün geliyor hep bir ağızdan konuşup başımı ağrıtıyorlar. Gün oluyor hepsi susuyor ve yalnızlığımla baş başa kalıyoruz dağların ortasında. Ağrı kalbime iniyor bu kez de. Orada büyüyor. Ağrı Dağı’na nispet yaparcasına. “Hangimiz daha çok ağrı saklıyor?” dercesine yükseliyor. Biliyorum ki benim dağlarım daha sarp ve daha yüce. Ama daha yeşil. Kaldı ki benim dağlarıma sağanak halinde hasret yağıyor.
Başkalaşan mevsimlerin sonbaharındayım. Bir sonbahar hüznü yüreğimde. Mevsimin sararttığı hazan dağları karşımda. Güneş erken saklanıyor artık. Erken veda ediyor gözlerime. Bu aralar gece daha sevdalı bana. Yıldızlar tam tekmil yanımda. Her gece sayıyorum. En küçüğünden en büyüğüne hiç aksatmıyorlar. Alabildiğine uzayan gecede rüzgar yüzüme, ellerime çarpıyor. Sigaramı paylaşıyor. Bu ıssız karanlık gecede dinleyebildiğim tek müzik çekirgelerin senfonisi. Ama onlarda sürekli aynı şeyleri söylüyor. Tek bir notayla yazılmış tek bir şarkı. Onlar yalnız beste yapıyor. Sözleri ben yazıyorum. Ben şarkılarımı içimden söylüyorum. Kimsenin duyması gerekmiyor. Bir tek aşkımın kulakları, yüreği çınlıyor. Bu da bana yetiyor. Gece yarısı sevgiliye sunulan şarkım dağlara haykırışım oluyor. Öğreniyorum ki yürek haykırışı en büyük gürültüymüş. İsyan bayrakları açıyorum bitmek bilmez günlere, haftalara, aylara ve elbette onsuz geçen yıllara. Kim bilir ne kadar güzeldir diyorum İstanbul’da sonbahar. Ne kadar yakışmıştır hazan renkleri şehrime. Aşkımla yürüdüğüm yollara dökülen yapraklar aşk sayfasıdır şimdi. Hepsine ama hepsine bıkmadan usanmadan “Seni seviyorum!” yazardım ya……….Lanet olsun!!!
Başkalaşan mevsimlerin sonbaharındayım. Eylül’e isyan var şimdi yüreğimde. Yaşanacak bir yığın Ortaköy günlerim varken şimdi dağlar arası yalnızlıktayım. Ranzamın üzerine katladım bütün yaşanılası anlarımı. Çocukluğumdan beri biriktirdiğim sevgilerimi aldım yanıma. Gecenin kör karanlığında bir bir yakıp ranzamın başucuna asıyorum onları. Üşüyünce onlara sarılıyorum. Şehirlerarası bir özlem var yüreğimde. Öyle bir özlem ki bu, iki şehir arasında kalan şehirler bile of çekip ağlıyor. Künyem gibi ezberliyorum şehrime dair hasretimi yüklediğim doyumsuz dizelerimi. Sabretmeyi hatırlatıyor bana. Umutla beklemeyi. Yoksa bu dağların kasveti önce eteklerine sonra gözlerime çöküyor.
Başkalaşan mevsimlerin sonbaharındayım. Önce gözlerin geliyor aklıma doludizgin. Aydınlanıp şekilleniyor düşüncelerim. Saçların dalgalanıyor düşlerimde. Rüzgarı tutuyorum ellerine deydi diye. Uzak diyarlarda uzakları gömüyorum toprağa. Biliyorum ki yalnız değilim. Gözyaşlarım düşmedi henüz gözbebeklerime. Hala yemyeşil bakıyorum gökyüzüne ve buğulanmadan. Senli sabahları büyütüyorum hayallerimde. Ellerimizin kenetlendiği yolları yürüyorum her gece. Hissediyorum. Şehrimiz bizi bekliyor. Aynı dileklerle yolcu ediyoruz batan güneşi. Sevginle boyadım gri dağları. Hem de yeşilin her tonuyla. Gülüşünle süslü resimlerinle aldatıyorum seni. Çaresizliğimde çare oluyor yalnızlığıma. Güzel yüzünde özlemlerimi dindirirken şafaktan bir gün daha batırıyorum. Artık ne karanlık kalıyor ne gece. Yıldızlar dökülüyor ben geceye dökülürken kucağıma.
Başkalaşan mevsimlerin sonbaharındayım. Bir tek sevgiliye duyulan hasreti yenemedim bu gece. Ellerinden gözlerinden ayrıldım. Şehrimi aşkıma aşkımı şehrime emanet ettim. Yıkılası dağların ardında aşkıma ait her şeyin anısı gözlerimde çakıyor. Benzersiz acılar içinde birbirine benzeyen bir dolu gün öldürmek için hasret sürüyorum şarjörüme. Şimdi hüzün katliamında yüreğim. Sensizlik ise en büyük terörüm…
|
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 04 Mayıs 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

